30 Ekim 2016 Pazar

Ağlamak En Çok Bana Yakışır

Adın zehir olmuş yüreğime. Ağlamak en çok çirkinlere yakışır. Kambur sırtımda taşınmaz olmuşken anılar nereye koysaydım seni? Batarken, en son sen ve ben kalmışken geçmedi mi sanırsın aklımdan: Bırak o binsin son sandala, ben kalırım yine boynum düşmüş öne. Karışırım belki ardından denize. "Ağlamak en çok ona yakışırdı" dersin denize düşen yağmur damlalarını seyre daldığında.
Arınır mı yüreğim?
Yıkansam her dalgasında?
Yorgun düşüp kıyıya vurduğumda...Hangi kıyı beni kabul eder bilmem. Veririm göz yaşlarımı haraç niyetine. Yatıp sırt üstü bakarım gökyüzüne. Ayın çaresizliği yakar içimi. Kül rengi teni. "Ağlamak en çok bize yakışır" derim.
Yine yatağım. Yutmuş beni. Gereksiz sıcak yastığım tutar başımı havada. Örtmüş perdeler gecenin güzelliğini. Her bir motifine kıskançlık işlemiş. Sahte çiçekleri gereksiz övgü güne. Soğuk, sarımtrak duvar var sol yanımda. Sol yanım olmuş senden sonra."Ziyaret saati bitti". Sırtımı sol yanımdan ayırıp yatağın yumuşak hapsine gönderirim. Tavan karşılar gözlerimi. "Bugün hangisini istersin?" diye sorar bilmezmiş gibi. Cevabımı beklemeden gönderir her zamankini. Gözlerim dolar.
Ağlamak en çok bana yakışır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder