Ağır ol! Tek seferde içemezsin hepsini. Sen istesen de içilen izin vermez. Kaşık kesiğinin yuva yıkanı oynadığı sahneden akar fazlası. Senden kaçmanın heyecanıyla koşar çenene sonra dönüp bakar gözlerindeki hüzne, içi burulur, yavaşlar. Bilir dönemeyeceğini, sitem eder, beni de kaybettin der, damlar çenenden yok olur gider. Herşeyini kaybediyor insan bir an içinde. Bir an önceki seni kaybetmekten daha büyük bir kayıp yoktur demiştim sana hatırlar mısın? Onu da kaybettin değil mi? Şimdi iyi aç, kaybetmemek için açacağın neren varsa ve dinle:
Ağır ol! Tek seferde yutamazsın o lokmayı. Sen istesen bile yutulan izin vermez. Dilinin üstünde binlerce tat aynı anda takla atar durur, hiçbirini tanıyamazsin. Siyahın tüm renkleri yutmasi gibi acılar yutar tüm tatları. Acı büker boynunu ben bunu hak etmedim der. Diğerleri gelip sarılar acıya senin suçun değildi derler. Her biri son taklasını atarken dilinin yamacından üzülür senin için, kaçırdıkların için, kaçırıldıkları için. Herkesten kaçtığını sanıyor da insan kendinden kaçmanın hayalini bile kuramıyor. Kaçma, otur, al eline demli çayını 'yaptıklarınla' sohbet et demiştim sana hatırlar mısın? Onu da kaçırdın değil mi? Şimdi git çayın altını aç, sonra gel otur yanima da dinle:
Ağır ol!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder