25 Şubat 2015 Çarşamba

Üst Üste

'Nefret' yazdı kağıda. Arkasındaki duvarda asılı saate baktı.
'Boş' yazdı. Yeniden arkasını dönüp saate baktı. Yedi saniye geçmişti.
Alnını masaya dayayıp bakmadan 'Yalnız' yazdı. Başını kaldırmadan kağıda baktı. 'Yal' yazmıştı. Gerisini masaya karalamıştı. Birden gülmeye başladı. Gözünden yaş gelene kadar güldü. Çenesinden bir damla 'Yal' yazdığı yerin üstüne düştü. Mürekkebi kurumamış yazı bulanıp okunmaz hale geldi. Gülmesi daha da arttı.
"Şimdi tam 'yal' oldu gerçekten" dedi karşısında duran boş sandalyeye.
Tekrar saate baktı. Üç dakika on bir saniye geçmişti.
'Zorlamaydı' yazdı hızlıca kağıdın bir köşesine.
Kalemi sakince masaya bırakıp yazdığı kağıdı ellerinin arasında buruşturdu. Ağzına attı. En sevdiği yemekmişçesine çiğnedi. Yutulacak kıvama gelince de yere tükürdü.
İki aydır yaptığı bir şeydi beğenmediği yazılarını çiğnemek. Yazdıklarım aklıma dönsün diye yapıyorum diyordu evdeki eşyalara.
Yeni bir kağıt çekti önüne.
'Nefret' yazdı. Silmeden üstüne 'Boş' yazdı. Üstlerine 'Yal' yazdı. En üste de 'Zorlamaydı' yazdı.
Geri yaslanıp gururla baktı üst üste binmiş harflerden oluşan okunamaz eserine.
"Hepsini aynı anda hissediyorsam yan yana yazmak kadar büyük bir saçmalık olamaz, değil mi?" diye sordu boş sandalyeye.